DÜŞ ÇATLAĞINDA AÇAN ÇİÇEK

DÜŞ ÇATLAĞINDA AÇAN ÇİÇEK

DÜŞ ÇATLAĞINDA AÇAN ÇİÇEK

Düş Dibi’nden

O yolcu

Bir ikindi

Hüzne kalkan

                                                                                                          Otobüse bindi

 

            Düşten düşme o insan bu yazıya nasıl girdi?

                                                                       ***

            Düşün önüme çocuklar, bakarsınız bir gün düşe düşeriz. Dilin açtığı kapıdan düşe düş (tuş) oluruz. Dilin bahçesinde düşler açar, düşlerden yaşantılar devşiririz.

                                                                       ***

            Düşünme: (Peki, düşünmeyelim diyesi geliyor insanın!) Doğamıza aykırı, içimizi karartan, üzüldüğümüz, ancak bir derdimiz olduğunda gerçekleştirdiğimiz bir yaşantı olarak anlaşılmış. Ahmet Vefik Paşa, Lehçe-i Osmanî’de (1876) düşünceyi melankoli, endişe, iç sıkıntısı olarak karşılamış. Oysa hangi dilde var, düşle düşünmenin, düşüncenin ilişkisi? Yukarıdan aşağı düşer, aşağıdan yukarı düşleriz. Göğü, sonsuzluğu. Düşümüz, özgürlüğümüz, bağımsızlığımız, özerkliğimiz, ama

                                                           Düş yeniği dünyada

                                                           İçimizi kırptılar.

                                                                       ***

            Düşündük. Ezberlerimizi, kalıp bakışlarımızı, dar, sığ, basık anlayışlarımızı düşünce sandık. Demek ki düş gördük kötüsünden, prangamız olan düş, kâbus. Biz onu hayal sandık, içimizi açan rüyâ. Güyâ hayallerle genişliyor, zenginleşiyorduk. Hayal kurmayı başaramadık. Düşlerden koyu çamurlara düştük.

                                                                       ***

            Düşmek. Eski Türkçe metinlerde “inmek”, “konmak”, “durmak” gibi anlamlar da taşıyordu. Bu gün de kimi Türkî cumhuriyetlerinde, Anadolu’nun kimi yerlerinde benzeri anlamları bulabilirsiniz. “Düşmek” yok demek ki, konmak var. Düşmüyoruz, duruyoruz. İlginç. Düş insanı düşmez aşağı, düşlere konar, düşlerde durur.

            Yine de düşe düşemedik. Onlarda duramadık. Düşleri düşünceye, düşünceyi eyleme, ürünler ortaya koymaya dönüştüremedik. Kırpık düşlere tıkıldık. Düş insanı eylemcidir oysa. Durduğu yerde durmaz. Düşçü olamadığımız için sürekli devrimler gerektiren hayatı yaşayamıyoruz.

                                                                       ***

            “Düş” isminden yapılan fiillerde eksiltme anlamı da var. “Fiyatı ne kadar düşürebiliriz?” gibi. “Bu dünyada çirkinliği, yalanı, haksızlığı, alçaklığı, sömürüyü ne kadar düşürebiliriz?” Sordum. Düşlerimizin gücü olmalı. Düşüncelerimizin.

                                                                       ***

            Düş ile döş arasında ses yakınlığı var, çağrışım yakınlığı. Döş (Eski metinlerde “töş”): Göğüs. Döşemek: Yere yatak (döşek) sermek, yaymak. Bir yeri kaplamak. Düş döşeyicileri henüz evlerinden çıkıp, göğe düşlerini yaymadılar.

                                                                       ***

            Düşündürten güç, evrendeki can gücüdür. İnsan, has düşünceyi canıyla yaşar. Dayatılmış düşüncelerse  “zihinde” yaşanır. Ben zihinde (ne demekse “zihin”, Filozof amcalarıma selam ederim.) kalarak yitip giden düşüncelere düşünük düşünceler diyorum!

                                                                       ***

            Düşsü düşünceler, henüz canımıza düşmemiş, ağzımızda, “bilincimizde” gevelediğimiz düşüncelerdir.

                                                                       ***

            Döşümüzden gelmeli, düşüncemizi besleyen düş.

                                                                       ***

            “Döşmek”, toplanmak anlamına da geliyor. Arkadaşlarla gerçekliği deşmek için düşlerimizle döştük.

                                                                       ***

                                               “Seni andan bindirir ol bir kuşa

                                                 Uçuben alıp gide bir tuşa”

(Alıntılar Türk Dil Kurumu Tarama Sözlüğü 2. Cildindendir. (1965) ) Bu alıntıda tuş (düş) yön anlamındadır.

                                                                       ***

            Ne tuşa (düşe) gitti düşlerimiz?

                                                                       ***

            On beşinci yüzyıldan Nizâmî’nin düşleri gözlerinin düşündedir. (Yönündedir!)

                                               “Çünkü her şeyde tecelli sensin ey dilber eden

                                                  Kanda kim baksam hayalin gözlerim tuşundadır”

            Sevgili düşlerimizin düşündedir. Doğrusu, düşlerimiz sevgilinin düşündedir.

                                                                       ***

            Bir düş taşımı pişirdim yaşam aşımı.

                                                                       ***

            Düşten geldik, düşe gidiyoruz. Düş delen bakışlarımızla gerçeği arıyoruz. Düşünmek, düş devşirmektir, düş döşemektir evrene.

                                                                       ***

            Düş, Türkçemizde değişik anlamlar açmış tarih boyunca. Düşerge olmuş örneğin halk ağzında, miras payı anlamında. Bize ne anlam düşecek düşten acaba?

                                                                       ***

            Düşmek şu anlamlarda kullanılmış kabaca söylersek: olabilmek, olup bitmek, mağlup olmak, istila etmek, üzerine yürümek, yakışmak, ait olmak, konmak, inmek, şehit olmak, savaşta ölmek, başvurmak, girmek, kapanmak, sığınmak, atlamak, girmek, yıkılmak, aciz, çaresiz kalmak… Düşmenin bu denli çoğul anlamının olması ne düşürüyor düşümüze?

                                                                       ***

            Düş olmak (tüş olmak, tuş olmak) yönelmek, rast gelmek demek. Düşün bu anlamını duyunca bir tuhaf sevince tuş oldum.

                                                                       ***

            Türkçede düşü gerçeğe çekmeye “düşümek” diyorum. Düşüyen, düşle gerçeği buluşturandır. Düşle gerçek arasında köprü olandır. “Düşemek” sözcüğünü ise gerçeği düşe doğru çekmek anlamında kullanıyorum. Düşümek ve düşemek eylemleri düşü gerçeğe, gerçeği düşe çekmek, yaşadığı düşle hayatı kurmayı sağlar. Yaşama ustalığıdır. İşte eskilerin rüyam doğru çıktı anlamında “düşüm yerine geldi” sözü, gerçekten düşe, düşten gerçeğe köprüler kurarak düşle gerçeği, gerçekle düşü zenginleştirmek olarak yorumlanabilir. Düşünmenin has biçimde yaşanması umuduyla dilimize düşümek, düşemek sözcüklerini bırakıyorum. Düşüyenler, düşeyenler kullansın. (Dilin kendi varlığının olduğuna önerdiğim sözcüklerin kullanımında dilbilgisi sorunları, ses uyumu sıkıntıları olabileceğinin ayırtındayım.)

                                                                       ***

            Düşle karılmayan gerçek, gerçek değildir.

                                                                       ***

            Düşler paylaşa paylaşa büyür: Düşlerini paylaştığım düşteşlerimle düş çatlağında açan çiçeği koklamaya gidiyoruz.

 

 

           

 

                                                                      

 

 

 

11 Aralık 2021, 13:33 | 233 Kez Görüntülendi.

Yazı Detay Reklam Alanı 728x90

TOPLAM 0 YORUM

    Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorum Yapan Sen Ol.

YORUM YAP

Lütfen Gerekli Alanları Doldurunuz. *

*